Son günlerde Resmî Gazete’de yayımlanan bazı kararlarla çeşitli alanların orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin haberler kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. Bu tür kararlar, çoğu zaman vatandaşlar tarafından "arsa kazanımı", "tapu hakkı" ya da "imar izni" şeklinde yorumlanabiliyor. Oysa hukuki açıdan durum sanıldığı kadar basit değil.
6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yapılan orman sınırları dışına çıkarma işlemi, bir alanın artık orman niteliğini taşımadığının kabul edilmesi ve orman rejimi dışına alınması anlamına geliyor. Bu süreç Cumhurbaşkanı kararıyla tamamlanıyor ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe giriyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Orman sınırları dışına çıkarılan bir alanın statüsünün değişmesi, o alan üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı kazanıldığı ya da yapılaşma izni verildiği anlamına gelmiyor. Karar yalnızca hukuki statünün değişmesini sağlıyor.
Bu tür alanlar çoğunlukla Hazine adına tescil ediliyor ve yönetimleri Milli Emlak birimlerine geçiyor. Sonrasında satış, kiralama veya tahsis gibi işlemler ilgili kamu kurumlarının yürüteceği ayrı süreçlere tabi tutuluyor.
Vatandaşlar açısından bakıldığında ise orman niteliğinin kaldırılmış olması tek başına herhangi bir yapılaşma hakkı doğurmuyor. Bir bölgede konut, iş yeri ya da başka bir yapı inşa edilebilmesi için öncelikle imar planlarının hazırlanması, gerekli kurum görüşlerinin alınması ve belediyeler tarafından ruhsat süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Ayrıca bu alanlarla ilgili süreçler ilerleyen dönemlerde kadastro çalışmaları, tapu işlemleri, mülkiyet iddiaları ve idari davalar gibi çeşitli hukuki uyuşmazlıklara da konu olabiliyor. Bu nedenle vatandaşların yalnızca orman sınırları dışına çıkarma kararına bakarak kesin sonuçlar çıkarmaması gerekiyor.
Özetlemek gerekirse, orman sınırları dışına çıkarma kararı bir "arsa kazanımı" ya da "imar izni" değil; yalnızca bir "hukuki statü değişikliği" anlamına geliyor. Sürecin bundan sonraki aşamalarında alınacak idari kararlar ve yapılacak planlamalar, söz konusu alanların geleceğini belirleyecek temel unsurlar olacaktır.
Av. Tuğçe Beştaş
Hukuki değerlendirme